Merhaba: Yazmak Üzerine Düşünceler

Dün bu blogda ilk yazımı paylaştım. Biraz paldır küldür daldım. Bazı işlerim kendiliğinden böyledir. Bazıları da böyle olması gerektiğine inandığımdandır. Hani olur da sürçülisan eylersek affola.

Yazma konusunda bende öteden beri bir dürtü vardı zaten. Paylaşmasam da yazıyordum. Gitgide yazmanın kendisinin benim için bir amaçtan ziyade etkin bir araç olduğunu kavramaya başladım. Ellerim yazmadan beynim düşünemiyordu. Yazarak daha etkin düşünebiliyordum. Yazmak da düşünmeye dahil ! 

Eskiden beri hep bir yerlere bir şeyler karalayıp sonra onlarla olan bağımı koparıp gidiyordum. Böyle olmasın istedim. Söz uçar yazı kalırsa eğer biz de kaldığımız yeri bilelim. Yazdıklarımla varlığımı bütünleştirebileyim. 

Bugüne kadar çok sınırlı bir dost çevremle zaman zaman paylaştığım kısa notları bundan sonra herkesin kullanımına açmaya "çalışacağım" Bu davranışımda etkili olduğunu düşündüğüm birkaç neden tespit ettim. Biraz onları açmak, bir kenara not etmek istiyorum.

Bir şeyleri, herkesin her an ulaşabileceği bir yere koymak düşüncesi, yazarken yapılan düşünme faaliyetini yoğunlaştırabilir. Bu zihinsel yoğunlaşma, özneye, başlangıçta hiç ummadığı ölçüde, hayal dünyasının sınırlarını zorlama imkanı getirebilir. Düşünme eyleminin zihindeki dönüştürücü gücünden daha fazla yararlanma güdüsü, düşünmenin yazmak biçimini de dönüştürmeyi koşulladı. Yazı, zihni toparlayıp düşünmeye sevk etti.

Bugüne dek karaladıklarımda hep bir yetersizlik hissettim. Ele aldığım konuya olan hakimiyetimdeki yetersizlik en iyi yazarken ortaya çıktı. Ama bunu da yine yazarak aşabiliyordum. Tamamen kendi öznelliğimle belirlediğim "seçilmiş bir kitleye" yazmak, zihnimi tembelliğe, düşünmemeye alıştırmış. Aslında yazarken sadece düşünmüyor; düşünmenin araçlarını geliştiriyormuşum.


Bir şeyleri not etmek, yazmak, duyurmak; bir şeye taraf olduğunu beyan etmek demektir. Bu satırların sahibi dünyaya bir yerden bakıyor, baktığında da ayakları yere sağlam bassın istiyor. Cüretkârlığı buradan ileri gelsin istiyor. Hepimizi her gün kuşatan "öznellikler" gibi o da kuşatılıyor. Not düşmek, duyurmak, beyan etmek, onu, kaçmaya çalışırken yakalayıp hizaya getirebilir mi?

Yorumlar