Mevduat ve kredi faizleri tırmanıyor...
Merkez Bankası'nın Ocak ayından bu yana kademeli olarak uygulamaya başladığı "makro ihtiyati politika" çerçevesinde son perde kapanmak üzere. Politika faizinin arttırılması artık sadece malumun ilanı olacaktır. Etkisi, kendisini "sembolik" anlamında bulur. Uluslararası finans çevrelerine verilecek bir mesajdır.
Ekonomik aktörler aylardır adım adım bu sürece hazırlanıyordu. Buradan bakıldığında, Ekonomi yönetimi süreci iyi idare etti, diyebiliriz bana sorarsanız.
Aylardır Bankalar, Merkez Bankası ve BDDK tarafından, kredileri kısmaya ve birbiriyle mevduat yarışına girmeye zorlanıyordu. İhtiyaç kredilerini kısmayan ve TL mevduat hedeflerini tutturamayan Bankalar için menkul kıymet tesis oranı arttırılmıştı. Bu yolla bankalara Hazine de fonlattırıldı, fonlatılıyor. Faizlerin yükselmesinin beklendiği ortamda Aktifinde tahvil tutmak istemeyen Bankalar doğrudan doğruya tek çare olarak mevduata saldırıp kredi havuzunu daralttılar.
Sıkı para politikasının etkileri, maliye politikalarıyla ters yönde bertaraf edilmek istenecektir. Hükümetin işsizliğin patlamasından kaçınacağını düşünüyorum.
Ücretlerin baskılanacağı mekanizmalar vazgeçilemez bir unsur olarak devrede. Dalga boyunun çok fazla artmaması - sermayeye öngörülebilirlik sağlayan belli bir kontrol aralığı itibariyle döviz kurlarındaki artış bir zorunluluğun yanısıra tercih biçiminde de kendini ortaya koyuyor.
Sermayenin krediye ulaşma kanalları açık tutulabilirse, ki kamu maliyesi hâlâ böyle bir marjı mümkün kılabilir, ihracat sanayii talep ettiği kur artışıyla birlikte üretim ve istihdam düzeyini koruyacaktır. Yaz aylarında tarım, inşaat ve turizm gelirlerinin etkisiyle ekonomide istihdam artışı bile görebiliriz. En kötü ihtimalle istihdam çok fazla düşmeme yönünde direnebilir. Beklenildiği gibi ekonomide ani bir duruş görmeme ihtimalimiz daha yüksek gibi.
Halkın geniş kesimlerinin nispi yoksullaşması artmaya devam edecek. Geniş kitlelerin nispi yoksullaşmasının arttığı koşullarda, bunun, düzenin genel çıkarlarını tehdit etmesinin önlenebilmesi için milliyetçilik ve muhafazakarlık - dinselleşme dizginsiz saldırının bir boyutu olarak burjuvazi tarafından işçi sınıfına daha acımasızca kusulabilir.
Yorumlar
Yorum Gönder