Kayıp Prometheus

 Türkiye ekonomisinin son dönemlerdeki eğilimleri; ekonomik değişkenler arasındaki etkileşimleri, bunların bir bütün olarak ve farklı kırılımlarla toplumdaki izdüşümlerini ve nihayetinde toplumsal dinamiklerin birbirleriyle ilişkilerini anlamak açısından bir "laboratuvar" işlevi görebilir. Ancak bunu "deneysel" olarak anlamamak gerekir. Türkiye sahası, meraklılarına, ex post facto bir cennet vaadediyor olabilir.

Bu "cennet" vaadinin, ülkemizin dünya ile kurduğu verili iktisadi, toplumsal, siyasal ilişkiler bütününün bir uzantısı olduğu düşünülürse, aslında ortada yalnızca bilimsel merakı cezbedecek bir 'estetik' belirip kayboluverir. Durumun bu şekilde, belki bazılarına göre 'gereksiz' dokunaklı serimlenmesi, konunun başlangıçtaki cazibesini ortadan kaldırır mı? Bizce hayır! Aksine, konuya belli bir hassasiyetle yaklaşmayı gerektirecek bir neden daha doğmuş olur.

Bizi burada ve -umarım- ileride meşgul edecek konu ne bu estetiğin çağrısı ne de acıların çocuğu ! Girizgahı uzun tuttuk, çünkü dünyadaki rüzgardan farksız olarak ülkemizde de bilim içe kapanıyor ve hazlar âleminden bir haz derekesine düşürülüyor. Bilimin dışa doğru bir sıçrama yapması şart. Ama nasıl? Tarihte çoğu şey 'çocuk' -keşke?- gibidir; elinden tutup götüren olmazsa başka "âlemlere" dalar ve kaybolur. En kesif teoriler, en parlak zekâların ürünü değildir; kolektif bilincin tezahürleridir. Ne zaman ki yeryüzünü yürüyenler özgür ve ortak iradelerinin ürünü olan bilinçli kolektif eyleme geçmeye başlıyor, işte o "aralık" pek çok parlak fikrin kendini görünür kıldığı bir imkân yaratıyor.

İnsan, yeryüzünü yürümeye başladığından beri ayaklarının üzerinde doğrulmayı bekliyor. İnsan, insan olmayı bekliyor... Bilim, prangaya vurulmuş; dünyayı sömürüp kendini semirtenlerin önünde diz çöktürülmüş. Zincirlerimiz bizden kurtulmayı bekliyor !

Yorumlar